Tuğçe Çamsarı

Yayında olmak yaşamaktır. Gerisi ise sadece beklemek..

Uçurum..

Uzun zamandır yazmadım, yazamadım.. Elim kalemime gitmedi.. Ama okudum. Bolca.. Sessizce.. Okurken de, satır aralarında bu aralardaki kendimi bulduğum bir yazı çıktı karşıma.. Elleşmeden, karışmadan ama haykırarak yazıyorum harfi harfine.. Sevgiyle..

*****

Bir sonbahar günü Londra’ daki doktor muayenehanesinin bekleme odasında oturan adam, yaprakların dökülmesini hüzünlü bir gülümsemeyle seyrediyordu. Biraz sonra, muayene odasında doktor teşhisi açıkladı kendisine:

” Bay Winkelman, beyninizde bir ur var. Hemen ameliyat olmalısınız.”

Yüz hatları gerildi Winkelman’ ın:

” İngiltere’ de bu ameliyatı yapabilecek doktor var mı?” diye sordu.

Amerika’ da yaşadığınıza göre orada olmanızı öneririm,” dedi doktor; ” Zaten sizi ameliyat edebilecek tek operatör olan Charles Wronkow da orada yaşıyor.”

Winkelman teşekkür edip ayrıldı. Otele giderken derin derin düşünüyor ve yere dökülen yaprakları ayaklarıyla yavaşça itiyordu. Birkaç gün sonra gazeteler tanınmış Amerikalı operatör Charles Wronkow’ un, İngiltere’ de tatilini geçirirken intihar ettiği haberini verdiler.

Polis böyle tanınmış bir doktorun neden Winkelman adı altında, Londra’ nın yoksul bir mahallesindeki otelde kaldığını merak ediyordu.

*****

Bu öyküyü dinlediğim gecenin sabahında gazeteler, Reve Favaloro’ nun intihar haberini duyurmuşlardı. Favaloro, 1967′ de bulduğu by-pass yöntemiyle kalp ameliyatlarında çığır açan ve milyonlarca hastayı kurtaran Arjantinli cerrahtı. Buenos Aires’ teki muhteşem villasında kalbine sıktığı tek bir kurşunla son vermişti hayatına…

Milyonların kalbine giden kanalları açan bir insanın, kendi yüreğindeki tıkanmaya deva bulamaması ve sonunda onu kurşunlayarak susturması ne trajik bir final!..

Bütün bir salonu gülmekten kırıp geçirdikten sonra çekildiği makyaj odasında sessizce ağlayan bir palyaço gibi…

Çevremize yaydığımız ışıktan biz nasiplenemeyiz çoğu zaman…

İnsanın sözü geçmez, gücü yetmez bazen kendine…

En güzel aşk filmlerinde oynayan kadın, alabildiğine mutsuzdur bakarsınız…

Diline doladığı herkesin iç dünyasını kalemiyle didikleyen yazar, kendi içindeki keşmekeşi tariften acizdir.

Cemaate iman telkin ederken içten içe Tanrı’ yı sorgulamaya başlamış bir din adamı kadar çaresiz, kıvranır insan…

Yalnızlık korkusunu bastırmak için ömrü boyunca sayısız kadına tutulmuş bir kazanovanın sonunda anavatanı yalnızlığa dönmesi… Ya da cehennemi bir cephede gün boyu askerlerine cesaret aşılayan kumandanın gece karargahta korkudan titremesi gibi… En yakından tanıdığı zaafı, en güvendiği yanına yakıştıramaz insan… Ve kendini en bildiği yerinden vurur:

Kalpse kalp, beyinse beyin…

Bir kurşunla durur.

*****

Çünkü en beteridir kendisiyle savaşanların, kendisine yenilmesi… 

İnanmadan din adamı olarak kalamazsınız; sevmeden aşık rolü oynayamaz, cesaretsiz savaşamazsınız; beyninizde bir urla beyinlere deva, kalbinizde kanayan bir yarayla kalplere şifa taşıyamazsınız.

Bu kuşatmayı yarmak için o zaaflarınızı yok etmek zorundasınızdır; çoğu kez kendinizden vazgeçmek pahasına…

İnsan, kendine rağmen gider o zaman…

Gençliğinde nice cana kıydığı kılıcının üzerine kanıyla yatıveren yaşlı bir samuray ya da intihar için artık hükmedemediği tanıdık bir mikrofonu seçen Zeki Müren gibi, ölümü beklemeden onun kollarına koşar.

Bazen uluorta, bazen yapayalnız… Uçsuz bucaksız bir boşluğa akar…

Malum, “ Uzun süre uçuruma bakarsan, uçurum da senin içine bakar.

K: Can Dündar

Related posts:

Uluslararası İlişkilerde Azgelişmişlik
gecename' den..
En Hakiki Yerli Ölçü Birimleri..

Etiketler:, , , ,

Posted in Sevdiğim Alıntılar by admin on Mart 11th, 2013 at 22:57.

Add a comment

No Replies

Feel free to leave a reply using the form below!


Leave a Reply


Analytics Plugin created by Web Hosting