Tuğçe Çamsarı

Yayında olmak yaşamaktır. Gerisi ise sadece beklemek..

Sevdiğim Alıntılar


Yaşam Pahasına Ölüm, Mutluluk Pahasına Mutsuzluk

Gündüz ve gece arasındaki fark nedir sizce? Aslında hiç bir fark yok, sadece uyuyabiliyorsanız gece ile gündüzün farkına varabilirsiniz. Uykusuzluk çekmeyen kimse bunu asla anlayamaz! Askerde tutulan gece nöbetleri, sabaha kadar ağlayan bebeğe bakan anne ve babalar, ayrılık acısı çekenler, ekmek parası için gece çalışmak zorunda kalanlar… Karanlıkta, herkes uyurken siz tatlı rüyalar göremiyorsanız, karamsal dünyaya hoşgeldiniz. İşte bu kişiler bilir gece ve gündüz arasındaki farkı!

Ünlü bir star olduğunuzu düşünün. Büyük olasılıkla gece çalışacaksınız, yani uykusuz kalacaksınız. Olsun onun  yerine sabah 7:00′ da yatar, öğleden sonraya kadar uyursunuz. Bu yaşam şekliniz olur. Herkes size imrenir. Etrafınızda hayranlarınız, alkol, sigara, uyuşturucu, para … Mutluluk getirir mi tüm bunlar!

Zorlayın kendinizi, amacınız “şöhret sahibi olmak ise”. Herkes 15 dakikalığına ünlü olabilir zaten. Siz katılın yarışmalara, rezil edin kendinizi. Sesiniz güzel olabilir, iyi dans edebilirsiniz, özel yetenekleriniz olabilir… Hadi şöret sahibi oldunuz, herkes sizi iziliyor. Magazin sayfalarındasınız hep. En ufak bir hatanızda tüm hayranlarınıza rezil olup, dillere düşmeyecek misiniz!

E=mc2. Ağırlığınızı ışık hızının karesi ile çarpın, enerjinizi bulun! Nasıl bir enerjiniz varmış meğer!

Levent neden bunları yazıyor diyorsanız, korkmayın yazının sonunda sosyal ağlar çıkmayacak!

İnsan olmak ve insan gibi yaşamak ya da Dünya’nın en gelişmiş hayvanının medeni şekilde yaşamaya çalışması! Kimse zorlamasın kendini insanca yaşamaya, bazen hayvan olmak ve biliçsizce yaşamak daha iyidir. Salak bir öküz olun ki tapsın size insanlar!

Maddiyat peki? Çalıştınız kazandınız alın terinizle, hatta sadece alın teri olsa iyi :) Tüm kazançalarınızı bir kalemde silebilir misiniz? Silersiniz tabiki. Sağlığınız için tüm maddi varlıklarınızı gözünüzü kırpmadan harcayabilirsiniz. Siz istemesenizde ani gelen ölüm alır tüm maddi varlıklarınızı, geri verir yaradana.

Bazen yaşam ölüm pahasına öğrenilir, mutluluk mutsuzluk pahasına…

Kaynak: LeoTheMaster.Net

Şirazi, Yunus Emre, Mevlana ve Aşk!

Aşk’ın ne olduğunu anlamak oldukça zor. Türk Dil Kurumu Büyük Sözlüğü, “Sevgi veya sevda” olarak tanımlıyor aşkı. Oxford Illustrated American Dictionary, “Tutku ve bağlılık sevme olayı” olarak tanımlıyor.

Fakat bu sözlük anlamları insana yetmiyor! Üç beş kelimeye indirgenmiş bu yüzeysel tanımlar kesemiyor insanın arayışını, insan devam ediyor aşkın anlamını aramaya…
Kimimiz bilim adamlarına başvuruyor; aşkı bilimsel yöntemler kullanarak anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyoruz. Fakat, şimdilik, bilim de tam bir cevap veremiyor bize. Bilim adamları bir “aşk hormonu” olabileceğini fakat henüz bulunamadığını söylüyorlar.
Kimimiz ise edebiyatçılara, gönül adamlarına başvuruyoruz. Kimi zaman bir romanla, kimi zaman bir şiirle aşkı anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyoruz ve belki de en fazla edebiyatla anlayabiliyor, anlatabiliyoruz aşkı…
  • Aşka uçma kanatların yanar“. (Şirazi)
  • Aşka uçmazsan kanatlar neye yarar“. (Mevlana)
  • Aşka varınca kanadı kim arar.” (Yunus Emre)

Kaynak: blog.okanyuksel.com

No Replies

Feel free to leave a reply using the form below!


Leave a Reply


Analytics Plugin created by Web Hosting