Tuğçe Çamsarı

Yayında olmak yaşamaktır. Gerisi ise sadece beklemek..

İnsanların Ölmeden Bir Saat Önce Söyledikleri..

Geçenlerde Alman bir hemşirenin yazdığı bir kitap okudum. Bu Alman hemşire, hastanede çok zor bir görevi devralmış: Ölümü kesin hastaların son bir saatlerinde yanlarında olmak. Yıllar sonra yaşadıklarını yazmış. İnsanların pişmanlıklarını belki de en saf şekilde itiraf ettikleri yerde konuşulanları anlatmış. Tahmin edin, insanların en büyük pişmanlıkları ne? “Başkasının/başkalarının hayatini yaşamış olmak!”

Çoğu insan ve bence çoğu kadın bunu kolaylıkla yapıyor her gün. Bu bir karar. “Kendimi rafa kaldırayım ve ‘onun’ ya da ‘onların’ senaryosunda rol oynayayım” diyen çok. Kendi hayatının kahramanı olmadan bu hayatı yaşamak çok sıkıcı. Yazık. Günah. Çöp şiş. Boş. Yapma. Bırak o kendi hayatını yaşasın, sen kendininkini. Yer yer yan yana düşen iki tren gibi, pencerelerden birbirinize bakın; istasyonlarda romantik buluşmalar yaşayın; hatta bazen atlayın birbirinizin gittiği yere gidin, özlem giderin ama asla onun trenine binmeyin! Nnnnnnn. Binmeyelim yani.

İkinci en büyük pişmanlık da şu: “İnsan ömrünün sadece kısa bir bölümü sağlıklı. O dönemde doya doya yaşamadım sağlığımı. Koşamadım, seyahat edemedim, atlayıp zıplamadım, yeterince dans edemedim. Kutlayamadım o ender günlerimi!”
Şimdi teenager’lara 30’lar, 30’lara 60’lar, 50’lere 70’ler yaşlı geldiğine göre herkes diyecek ki “Nesi kısaymış canım sağlığın?” Fakat ne yazık ki durum bu. Doğduğumuz andan itibaren git gide çürüyoruz ve yenilere yer açmak üzere hızla atmosfere giren bir yıldız gibi buradan geçiyoruz. Geçerken yanıyoruz. Yanarken bitiyoruz. “Yandım yandım yandım yandım ah ki ne yandım”, sadece aşkta yok. Hayattan geçişte de var. Oksitlenerek, paslanarak ve her an bunu unutmak için türlü şaklabanlıklar yaparak. Aşk dahil. Her türlü zevk dahil. İş dahil. Yeter ki hatırlamayalım. Ama işte son anlarda hatırlıyor insan demek ki.

Halbuki biz şunu diyor muyuz: En fazla şu kadar günüm var. Bu zamanı nasıl “geçirmiycem”? Belki de sorumuz bu olmalı. Neyi yapmamayı bulmalı. 1. Başkasını boşver. Ona kendini adamak istesen de boşver. Sen kendini kendine ada. Adamadan da sevgi, aşk var, aile var, eğlence var. 2. Sağlığına şükret. Kısa süre seninle. Sarıl kendi koluna öp. İçinde ne ritimler çalıyor, ne damarlar ne kanları nerelere taşıyor o uzun düz et parçasında, haberin var mı senin?

pişmanlık

K: Nil Karaibrahimgil

Related posts:

Yeni Google Analytics..
Korkusuzlara Övgü..
Bir Gezi Hikayesi -Ben Meydana Niye Çıktım?

Etiketler:, , ,

Posted in Sevdiğim Alıntılar by admin on Ocak 14th, 2014 at 20:15.

Add a comment

Previous Post:   Next Post:

No Replies

Feel free to leave a reply using the form below!


Leave a Reply


Analytics Plugin created by Web Hosting