Tuğçe Çamsarı

Yayında olmak yaşamaktır. Gerisi ise sadece beklemek..

İnsanları da bulmak istediğiniz gibi bırakınız..

Kimisinin kalbini kırık, gözlerini yaşlı bırakırız. İstemeden de olsa zamanın anaç ellerine, cami avlusuna bebek bırakır gibi bıraktığımız bu insanalr, bizim isimlerimizi, laflarımızı ve yüzlerimizi hiç unutmazlar. Bazı geceler gözlerini kapadıklarında bizi düşünür, en çok ta kendilerini suçlar, dizlerini karınlarına çekerek uykuya dalarlar. Bizse onların üzerine bir şeyler yığmışızdır. Yokmuşlar gibi yaparız. Bazen şarkılarla hortlar, kendilerini bize hatırlatır, içimizde pişmanlık uyandırırlar. Ama mum gibidir bu pişmanlık, puf diye söner gider.Bir gün bir yerde karşılaşır, artık mutlu olduklarını görünce kendimizi aklanmış zannederiz. Halbuki kalbini kırdıklarımız bizi cevapsız bir soru gibi hep ceplerinde taşırlar. Neden derler kendilerine, neden sevilmeye değer değildim?

Kimisine bir iyiliğimizi dokunduurur, öyle bırakırız. İyiliğin tadından yenmeyeni karşılıksız olanıdır. Kutsal sular gibi üzerimizden akar, gider. İyilik ettiğimizse bizi unutmaz. O da bazı geceler uyumadan önce, Allah ondan razı olsun der belki bizi düşünüp. Bizi kötülüklerden dualarıyla korur.

Kimisini üç maymun misali, görmez duymaz konuşmaz bırakırız. Dikkatimizi çekmeye vakıf olamamış bu insanlar, tarafımızdan belki de en fena cezaya ‘ görünmez olmaya’ çarptırılır. Hallerini hatırlarını sormamışızdır. Göz göze gelmemiş, gülmemişizdir. Yanımızda bir hayalet gibi durmuş olan bu insanlar da bizi tıpkı kalbi kırıklar gibi buruk ve hafif kızarak hatırlar. Kibrimiz karşısında şaşakalmışlardır. Biz kim oluyoruz da’ yla başlayıp, ben kimim ki’ ye uzanan uzun cümlelerinin sonunda çaresizce kendi değerlerini sorgularlar. Bazıları bize görünür olmak için, canını dişine takacaktır artık.

Kimisine sarılır, öper, koklar bırakırız. Pamuklara sarmalar sarar kaldırırız. En güzel cümlelerimiz biz gelene kadar içlerinde çalar durur. Tenleri soğumaz, elleri üşümez onların. Varlığımız hiçbir şeyden korkmamalarına yeter. Her şeye biraz daha tahammül eder, şans tanırlar. Sevgiyle büyütülmüş çocuklar gibi hep güvendelerdir.

Kimisini istemeden bırakırız. O bizi bırakınca, biz de yenilmiş sayılmışızdır. Hazır olmadığımız bir yeni hayata isteksizce sürüklenmiş, eskiden birken şimdi eksi bir olmuşuzdur. Bıraktığımız yerde durmaz onlar. Birazdan ordan giderler ve eski adresleri hızla silinir. Anılarımızın olduğu yerlerde in cin top oynar.

Kimi nasıl bırakırsak bırakalım, bırakılmak istediğimiz şekilde bırakmalı. Çünkü hayat daireler çiziyor ve herkes karşımıza kendi kılığında ya da bir başkası olarak çıkacak. Bugün ya da yarın o gün gelecek ve biz ya kalbi kırık, ya görünmez, ya sevgiyle, ya iyilikle karşılanacağız. Demem o ki, sadece tuvaletleri değil, birbirimizi de bulmak istediğimiz şekilde bırakalım. Böylece umduğumuzu bulmuş oluruz. Sevgiyle..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: Nil Karaibrahimgil

Related posts:

Uluslararası İlişkilerde Azgelişmişlik
27 Şubat – Dünya FMK Günü!
Bir Gezi Hikayesi -Ben Meydana Niye Çıktım?

Etiketler:, ,

Posted in Sevdiğim Alıntılar by admin on Eylül 27th, 2011 at 22:00.

Add a comment

No Replies

Feel free to leave a reply using the form below!


Leave a Reply


Analytics Plugin created by Web Hosting