Tuğçe Çamsarı

Yayında olmak yaşamaktır. Gerisi ise sadece beklemek..

Demokrasi Nedir ki?

İnanalım mı ki?.. Demokrasinin gerçekte ne olduğunun, binlerce tanımı bulunuyor. Ama bunlar arasında bir bölümü birbiriyle, çelişmenin de ötesinde, tepişiyor. Hangisine inanacağız?

Çok kısa bir tanım var: ” Demokrasi amöterlerin iktidarıdır” diyor Anderson. İnsan bir an bizi düşününce ” Yahu! Galiba doğru!” diyor. Bir başka tanım ” Demokrasi, toplum cahilliğinin iktidarıdır.” ( Hubbart) demiş. Reddedilemiyor.

 

Doğrucu Davut olduğuna inanmak istediğim önemli bir kişi (R. Rolland), tanımı açıkça sunuyor: ” Demokrasi, ulus yerine iktidara törenle oturarak, birkaç akıllı çoban yararına sürünün yünlerini kırkma sanatıdır.” Bu tanımlar her zaman, insanı şaşırtır. Galiba bunda da gerçeklik payı var.

Daha düşündürücü bir tanımı, Shaw söyle yapıyor: ” Demokrasi öyle bir yöntemdir ki, hak ettiğimizden daha iyi yönetilmeyeceğimizi, garanti eder.” Sanırım ki bize en yakın tanım, bu! Bu kafa ve umursamazlıkla, fazlasını beklemek ayıp!

Yukarıda üstatların demokrasi konusundaki düşüncelerinden, birkaç nefes aldık. Konuk gittiğmizde avucumuza serpilen birkaç damla kolonya gibi.. Ben de standart vatandaş olduğuma göre, benim de demokrasiyi tanımlama hakkım, olsa gerekir. Diyorum ki demokrasi: ” Edepli davranışlar dizisidir.” Şimdi bu üç sözcüklü tanımın açıklamasını, 103 sözcükle yapacağım.

Davranışlar, ah o davranışlar!.. Herkes ağzıyla da, tavırlarıyla da, ne söyleyebileceğini iyi bilmeli.. Yetmez, nasıl söyleyeceğini de iyi bilmek zorunda.

Bir tren kompartımanı.. Üç genç adam, anlaşılan kafayı da bulmuşlar, en pervasız sözler ve tavırlarla, sürekli belden aşağı fıkra anlatıyorlar. Bu yetmiyormuş gibi, kompartımanda oturan dördüncü kişiye, sessiz bir yaşlı adama, sürekli asılıyorlar: ” Amca! Sen bunların iyisini bilirsin.. Anlatsana!” diye.

Bir süre susan yaşlı adam, sonunda anlatmaya başlıyor:

” Kervan yolunda bir deve yere pislemiş.. Bİr küçük kuş pisliğe konarak, içinden kısmetini aramaya girişmiş. Karnı doyunca neşesinden, ötmeye başlamış. Kuşun ötüşünü duyan bir kartal, gelmiş ve küçük kuşu yemiş.”

Yaşlı adam susup sesini kesince, gençler bir şey anlamamış ve ” Hani bunun espirisi? ” diye sormuşlar. Yaşlı adamın yanıtı şöyle olmuş:

” Anlattığımda espiri falan yok.. Ahlak dersi var.. Bok yiyen ağzını açmamalıdır.”

Demokrasi işte budur.

 

 

 

K:A.B.

Related posts:

Düş-ünüyorum..
Hayat Mektubu..
O Kadın..

Etiketler:, , , ,

Posted in Kişisel and Sevdiğim Alıntılar by admin on Mart 30th, 2011 at 15:12.

Add a comment

Previous Post:   Next Post:

No Replies

Feel free to leave a reply using the form below!


Leave a Reply


Analytics Plugin created by Web Hosting